6 Temmuz 2016 Çarşamba

Gibi - Misilleme Kurşunkalem


‘Halk parası olanın, gücü olanın daima haklı çıkmadığı bir düzenin özlemini çekiyor.’

[ Cüneyt Arkın - Yıkılmayan Adam / 1977 ]

***

Kendimi bazen Said Nursi'nin konuştuğu(nu iddia ettiği) soba(sı) gibi hissediyorum.

Kendini (doğru) ifade edemeyen, en kritik konunun ortasına düşen ama fikri alınmayan, belki de kullanılan.

Said Nursi'nin aslında Said Kürdi olduğu yerde sobasının olaylar hakkında görüş belirtmemesi anadilde eğitim yasak olduğu için olabilir mi?

Bilmiyorum,  umur'umda da değil. (Umur! Umur'u vurdular (2))

Aslında ben bambaşka bir kafayla bambaşka şeyler yazacaktım ama Baba'nın dediği gibi, "Gericiliği nerede görsem tepelerim tepelerim tepelerim".

Üstelik ben bu kadar naif de ifade etmezdim durumu.

Taha Kıvanç'ın dediği gibi "yatırır, anıtını dikerdim."

Şiddete meyyalin dertten ziyade nem olduğu, en büyük dertlerin nemin gölgesinde bile terlediği yerde nemin de aslında dert olduğu o yüzden de şiddete meyyalin dertten olduğu yerde de aslında dertten olduğundan şiddete meyyalin nemden olduğunu belirtmeye gerek olmadığı gibi şiddete meyyalin nemden olduğunu belirttiğin yerde aslında yine ortada bir dert olduğunu anlamak çok zor olmasa gerek. (Tabi anlamak için diyebileceklerimizi anlatmak için diyebilir miyiz, biraz zor.) En azından bir önceki cümleden sonra retinalar kanamadıysa. (Ömer, muhtemelen yazının bu kısmında söverek uzaklaştı. İçindeki çocuğun odasının önünde çocuk uyurken torpil patlatsınlar Ömer.)

Konu dışı detay:

İnternet kullanıp da şu söze ayar olmayan kaldı mı?

"Bir döviz bürosundan döviz alıp satmışsınızdır muhakkak..."

***

Hafiften kafa sallayarak devam:

"odamda çelik kasa yok o benim yüreğimde
laf etmek istemezsin ekibimin aleyhinde
kendin kadar bizi düşünürsen başarırız
zihninde biriktir b
ütün serveti boşa bu hırs"

Evet, şu an bu yazıyı memleketimin bağrında açan bir gülüm; evimde, klimalı odamda yazıyorum. Kulağımda kulaklıkla bakarken tavana -ki kendisi çoğu zaman benim en yakın arkadaşımdır- teke tekte de Said'in sobasının da aklını alır. (Hatta bununla da yetinmez, o sobanın borusunu da alır, neyse...) Evde bulup da taktığım gözlüklerin markası Ray-Ban, mezhepçiliği akçeli işlere paravan yaparsan yancıların doyar bense yemem hayvan!(Ray-banlı sözü yanlış anımsıyor olabilir miyim Mert?)

Artık gericiliğe nasıl karşıysam yazıyı yazarken takılı olan güneş gözlüğümü bile çıkardım gözümden.

Üst cümleyi okuyanlar yazının devamının bir kısmı için 1 ya da 2'yi seçmelidir.

1- Güneş gözlüğünü odamda neden mi takıyorum? Tabi ki nemden.

2- Evet, odada yazımı yazarken,
memleketimin bağrında açan odanın,
tavandan istediğim müsaadeyle yaratılan kısa sürede kurduğum karargahta,
evet, şüphesiz,
bazı kelleler
gidecek.

***

Başkalarının içtiği sigaranın en fazla dumanından rahatsız olabileceği yerde -ki o dumandan bazı saçma sapan yerlerde Manıl bile rahatsız olmuyor- o sigaranın içilmesinden başkalarına saldırma hakkı çıkaranlardan
diyorum,
Küllük yapılsa,
aynı düşüncenin mahsulleri tehlikeyi görünce o küllüğün içinde ıslak peçete olmaz mıydı gönüllü olarak,
küllerin etrafa savrulmaması adına?

Çünkü hakikat, hiç olmadığı kadar yeniden ifade olunmayı özlüyor.
O hakikat ki tahkikatını yıllar yıllar önce yapmış ve doğruluğunu tarihe onaylatmıştı.
Üstelik bu gerçeklik,
bizlere dedelerin kulaktan kulağa aktarım bilimselliğiyle gelmedi.
Goğsümüze gökten de inmedi. (Manıl, Çağatay, Maman anladı, beğendi.)
O yüzden de hesaplarımızda yabancı oluşum isimleri, yerli-yerel belediye başkan referansları bulunmaz.

Bu sebeple, bu yazının yazarından -bu ya da başka bir yazıda- yerel yönetimlere özerklik desteği, onayı çıkmaz.

Konuyla ne mi alaka?
Mesaj yerine iletildi.

***

Kafasını nemle sıyıran çocuk, kafasının içinde uçuşan cümleleri kategorize etmeye çalışmadan rastgele yakalayarak yazısına eklerken cacığından bir yudum alır, kameraya döner ve haykırır:

Ha-ha!
İstiklal Mahkemeleri 3 çok yakında!
Olmasa da
eminim var,
ve bekliyor gelmesini sıranın kendisine
sabırla.

Gericiliği bir tepeleyelim,
sonrasında elbette çınlatacağız kulaklarını
arkamızdan iş yapanın da
"Donna Karan"ın da. (Saltuk elleri kaldır)

Misilleme Kurşunkalem
6 Temmuz 2016 1930
Pozcu / Mersin

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder