12 Mart 2016 Cumartesi

Başlıksız(5)(2016) - Misilleme Kurşunkalem




Özlem ablanın "yuh", "çüş" demesiyle AT olduğumu daha fazla hissediyorum diyeceğim,
Özlem ablanın "yuh", dediğini yazdığım anda word "yanıt vermiyor", aklımda cümlenin diğer yarısı bir yandan asılı kalıp öte yandan patinaj çekiyor,
sövüyorum kafamdaki cümlenin arasında oluşan istemsiz boşlukta.

Bir insan düşün ki word bile ona yanıt vermiyor demagojisini yapma fırsatını tabi ki kaçırmıyorum.

İçimdeki çocuğun büyümemesi sorun değil de disipline olamaması ve istikrarsızlık abidesi olarak her gün aynada karşıma dikilmesi SIKINTI.

Malum, sıcak para pompam yok benim. Ya da sıcak para pompası karşılığında vazgeçebileceğim kadar ucuz değerlerim. Yine mi siyaset? KES-TİK!(Yönetmen edasıyla. Ctrl+s şahit.)

Kafama sığ(a)mayan düşünceler konfetiler gibi saçılıyor etrafa. Üstelik dikine. Beynimden gökyüzüne doğru seyreden koşuları yarışa dönüyor, omuz atarcasına sürtünüyorlar birbirlerine. Daralmışlıklarından(belki biraz da anlaşılamamaktan) beslenen kıvılcımlar aydınlatıyor karanlığımı.

Çıkan sesi fark edenler "Nereden geçiyor bu raylar da trenin fren sesini bile duyabiliyoruz?" diyecek oluyor da düşüncelerim o kadar şeffaf olmayınca sorular silikleşiyor.

Zaten hep öyle olmaz mı?

Kişi bir şey duyar, duyduğundan emin olsa da onaylanmak, onaylatmak ister.

Bazen de duyduğunu alabildiğine inkar etmek, yok saydırmak ister.

Kimsenin duymadığını duymuş olma isteği belirir, farkındalığını istemsiz yaratan meziyetlerde.

Sonra yine Özlem abla -ki ellerim ısrarla ölzem yazar çoğu gecemde sıkıntıma elzem olan kişinin adının kalemce telaffuzu sırasında- -sıra numarası veren cihazın hep yanlış seçeneğine tıklamakla meşhurumdur kendi iç dünyamdaki kendi benler arasında- mi'lardan mı, mı'lardan mi yapmam için bana baskı yapar, bu aşamada zihnimi tarar, en inançlı yerime saldırıp o kısmı ahır yapar.

Peki ATlar ahırda yaşar mı?

Yaşar?

(At birden sahneye atlar. Küçüklüğünden aşina olunan sözleri mırıldanır.)

Benyaşaryaşamazımduyulmuyoravazımyaşamboyuayvazımyaşamasamdaolur.


(koro)

Haydiyaşarsenyaşarhaydiyaşarsenyaşar.

Sineklerini öldürdüğüm bataklığımı beslemekle d-övünürüm ben. Kendime kaldığımda kendimi eldivenle(hem de fırın eldiveni) sever, bir yandan boynuma geçirirken ipi bir yandan da ayak ucumla taburemi dürterek "devireyim mi lan" derim. İçimde sevgi-nefret dönüştürücüsü icat edilmiştir. Bu konuda içimdekiler en az İsviçreli kadar bilim insanlarıdır.(Adam yerine insan dedim. Yağşşşasıın(2x) ne kadar da ilerici bir konum belirledim!)

Kendimi kendi ellerimle kavramsallaştırıyorum önce. Sonra da binbir emekle kendi yaptığı kumdan kaleyi kendi tekmesiyle yıkanlar gibi içimi boşaltıyorum. Üstelik garip -ben de olsam- bir kavramın içinin boşaltılmasına seyirci kalıyor emperyalizm. Marjinal görünümümlü lümpen proleter arkadaşlar da tutmuyor elimden.

Oysa ne ayıp.

Bir düşünceyi inanç gibi dogmatikleştirseler.
Bu seferlik kavramsal olarak, beni.
Sonra beni savunmaya kalksalar.
-ki o zaman başka saldırıya gerek kalmaz-
Daha iyi olmaz mıydı?
Dur ya, bu şarkı sözü değil miydi?
Of!

(Bazı sevdiklerine, en azından bir zamanlar daha fazla değer verdiklerinize bir iyilik yapın. Onlara şiir yazmamaları gerektiğini naif bir dille anlatın. Amin.)

Şimdilik bu kadar.
Müsaadenizle gözlük mendilimin üzerinde yazan "teknik servis" yazısının mantığını kavramaya çalışacağım.

Kavrarsam kavramlaştırır, özel mülkiyet diye küreselcilerin talebine arz eder, Manıl'ın boynundan, Çağatay'ın gözlerinden öper, Mamuş'u berber salonunun yerlerine saçılmış kakülünden sever, Erhan'a inceden(hatta alenen) söver, Saltuk'un da ruhuna tükürürüm.

(Barış'ı böyle bir savaş ortamına meze etmek istemedim:( )
(Aslında istedim de uygun bir yer bulamadım.)
(Çok istesem bulamaz mıydım? Gayet de bulurdum.)
(Demek ki o zaman çok istemedim? Belki de.)
(Peki bir insan çok isterse her şeyi yapar mı? Onu bilemem.)
(Peki yazmak istediğim kişiyi yeterince yazmak istemediğime kendimi ikna ederek yazmayınca yazıya ama bu kişiyi yazma sebebimi yazıda belirtince yazıda bu kişiden bahsetmiş olur muyum olmaz mıyım?)
(Meze yapmadıysam sorun değil.)
(Hem sen hiç yazı ortasında bilgisayarın kapandı diye temkinli davranıp ctrl+s yi alışkanlık haline getirdin mi? Hadi diyelim getirdin. Peki ctrl+s yerine ctrl+d ye basıp da kelimeler kafandaki düşüncelerin etrafa saçılması gibi ekranın farklı yerlerine dağıldığında o heyecanı, paniği yaşayıp kaosun bir parçası oldun mu?)

(NOLUYOR LAN, insanın kendisini en savunmasız biçimde ifade edişi, olan biteni anlayamadığının ve hazırlıksızlığının içgüdüsel bir yansımasıdır. Bir yerde görürseniz alın besleyin. Korkmayın zararsızdır, ısırmaz.)

ha-ha
ho-ho
he-he.

Misilleme Kurşunkalem
11 Mart 2016
Ankara 0144


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder