8 Mart 2016 Salı

Başlığa Odaklanma Sorunu - Misilleme Kurşunkalem



Ankara'ya da bahar geliyormuş. Ya da geliyor'muş gibi yapabiliyormuş.

Mış gibi yapıp yapmaması çok önemli değil.(Neden muşla bitmesine rağmen muş değil de mış gibi yapar o da hayrı bir hadise.) Mesele camları açtığında üşümüyor olmak. Evin içinde "Aaa güneş açmış lan" deyip de kendini Çukurova'da sanarak camları açtığında güneşin sadece arka plan olmadığını "hissetmek".

(Bazen en temel sorundur hissetmek.)

Hissetmek deyince dinlediğim şarkının sözü geldi aklıma: "Savaşlarım duygusuz geçerdi." Uluorta "bu kimin" dendiğinde "benim" demekten çekindiğiniz şeylerden birisiyse eğer bu cümle, "benim" diyemeyebilirsiniz. Diyemediğiniz gibi "o benim" diye yazamazsınız hatta. O sizin de olsa, o, siz de olsanız.

Baharın gelmesiyle dinlemekten daha keyif alacağınız müzik grupları vardır. Hatta sandıklardan çıkaracağınız. Kışlıkları kaldırırken indirdiğiniz, hafıza kartında yoksa internetten.

Yine şarkıdan devam edecek olursam,
ee, olursan?
-hiç.
(Ben bu konudan değilim abi. Bana sorma, ona sor.Hayır bu konudan olsam ne olur?)

Nefret söylemi parçanın adı. İçinde nefrete dair hiçbir şey yok. Zaten parça "Ben aslında sana kızgın değilim" diye başlıyor. Ki klibine baksanız, paçalarından sevecenlik akıyor.(Amacım reklam yapmak illa ki değil. Ama yine de grubun twitterine bu yazıyı gönderebilirim.)

Aynı bu şekilde geçen de birisi bana dedi. Paylaşımım nefret doluymuş. Hayatın etki tepkilerden oluştuğu, etki ve tepkilerin dozajının tartışma dışı bırakıldığı yerde etkileri kaçıran insanlar tepkileri yargılamaya fazlaca meyil ederler. Ve emin olun, bu tarz insanlar genelde kendilerine yapıldığında etkilerine çok daha fazla tepki verirler, gösterirler.

Birileri vardır. Her şey güllük gülistanlık olsun isterler. (Gülistan neresi bilmiyorum. Ama bu topraklarda olsaydı, Anayasa Komisyonunda ve Yeni Anayasa gibi ülkenin intiharı olan bir süreçte mutlaka "paravan" olarak kullanılırdı. Demek ki hiçbir zaman bir şehir ya da Osmanlı da eyalet ismi olmamış. Hem Neo-solcuların ağzında da duymadık. Demek ki hiçbir zaman böyle bir yer olmadığı gibi olsa da gericiliğin çekim merkezi olmamış.)(Bak Nihal, burada bile "Yeni Anayasa"dan bahsettim. Daha ne yapabilirim? Tamam söyleme, biliyorum.)

Her şeyin iyi olmasını isteyen insanlar, hayatın bir kavga olduğu detayını atlamaya pek hevesli ya da bu gerçekle yüzleşme konusunda pek bir isteksizlerdir. Hayatları gasp edenler(Gaps etmedim Kuran çarpsın derlerse de siz inanmayın. Ama Kuran'ı bilmeden Kuran satmaya çalıştı diye tutuklananlar kadar da masum sanmayın tüm değerlerinizi satmaya kalkanları. ki Kuran demişken de unutmayın; Türkiye Cumhuriyetini kuran Türkiye Halkına Türk Milleti denir, kafataslarını açıp da kan falına bakmayın. Halkı halklara ayırmaya da kalkmayın.)

Obuyoldahepyürürbazentanıdıklarınıgörürhergünherşeyinaynıolduğubuyerdebirtekinsizlikvarilerdebugüniçindekötübirhismivardiyesorsamsöylemezamabenimhayaliolmadığımınfarkındadeğilgaliba

da ne mi alaka?

Yok bir alaka, değişen şarkının etkisinin ellerimi ele geçirmesiyle gerçekleşen eylemin basit bir yansıması.

...

Hayatımızı gasp edenler diyorduk.
İsterler ki susalım.(Oğlu dahil.)

Birileri gelsin, bize tekme tokat saldırsın. Sonra bize tekme tokat saldıranlara alkış tutarak bazen konuşup bazen susarak destek olanlar, aynı tokadı yediklerinde "siz beslemediniz mi size saldıran canavarı?" dedik diye kötü olan biz olalım.

Hatta nefret yanlısı olalım ve o zaman soralım:

Çantasında bonibon(içinde 27 tane)(Ki bundan sonra onun yerine kuru üzüm taşımaya kararlı, hem de bonibon kutusunun içine koyarak) ve petito taşıyan, merdiven korkuluklarında(onlara da neden korkuluk diyorlarsa, ben hiç korkmadım aksine korkularımdan onlardan sıyrıldım. Belki korkuluk, korkulardan sıyrılmalık'ın kısaltmasıdır. O zaman olur, tamam.) parmaklarını yürüten, üstüne gerizekalı yazan çöp kutusunu kafasına geçiren ve en büyük hobisi tavana bakmak olan bir kişi ne kadar nefret yanlısı olabilir ki diye soracağım ama sorma, çünkü onu BİLEMEN.

Şunu yapan bunu neden yapsın ki dediğimizden geldi her şey başımıza. Kişi kendinden bilir işi sorusunu kötüler değil de iyiler sorunca sadece, herkes kendi evinde deplasmanda, hem de çoook uzun bir süre. "İnsan bunu neden yapsın ki?", "İnsan neden yalan söylesin ki" diye düşüne düşüne geldiğimiz nokta "İnsan bunu nasıl yapar ya" değil mi?

Öyle. Demek ki o ok zehirli. O zaman o oku atmayacaksın arkadaşım. (Okları benimsemiyorsan da ekmeğini yemeğe devam etmeyecek, ambleminden çıkaracaksın ki kafalar rahatlasın. Kartlar açık oynansın.)

Bahar, sevdiğim parçalar derken Yeni Anayasa işin içine girince nasıl da gerildi ve grileşti yazı değil mi?

İşte bu, Yeni Anayasanın -ki kendisi özel konuşmalarında resmiyeti bir kenara bırakalım. Bana bölünme anayasası diye de hitap edebilirsin diyorMUŞ- toplumda yaratacağı tepkinin ufak bir etkisi.

"Bendenkalanherşeyiatyadauygunbirfiyatasatşimdiönemlideğilimartıkeskisigibiolmazolsadaaynısıolmaz"
diyor ya parçada, aynısını bu ülkenin yönetimini gasp edenler de söylüyor da sözler üst satırdaki gibi bitişik bir hissiyatla söylendiğinden anlaşılmıyor.

Peki siz hiç, bin yıl süren güzel şeyler gördünüz mü? Ben görmedim.

Ankara'ya bahar geliyormuş.
Ama bahardan daha tehlikeli şeyler daha hızlı gelirken edebiyatı sevmek ihanet etmek gibi geliyor insana ki gelmemeli aslında.

Belki de hala payımıza düşen güzel şeyler vardır.
Gelirken bir yere takılmışsa da,
bekleyelim o zaman geç de olsa gelir düşüncesine saplanıp kalmayalım.

Biz bir şey yapmazsak,
kimse gelip de "sen çayına şeker attın ama karıştırmayı unuttun" diye gelip çayını karıştırmaz.
Çay görürse HES kurar, karıştırma hakkını da senin iyiliğinden yana olanda kullanmaz.

Bir gün bu ülkede her şey düzeldiğinde, o kötü günler yüzünden siyaset dışı okuyamadığımız, yazamadığımız hatta siyaset dışı yazıların içine bile güç ve hile kullanarak sızan tüm grilikler için İstikbal mahkemeleri kuralım. Tanıtım müziğini de Deniz Tekin yapsın.

Başka bir şarkının başında söylediği gibi,
dili bozarak
ergence bir tavırla:

"bıktım, bye."

Misilleme Kurşunkalem
8 Mart 2016 1544
Ankara

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder