21 Ocak 2016 Perşembe

Y.O.İ.U.D. - Misilleme Kurşunkalem




Evin önünde kardan adam var.

Hayır, gördüğümde "bu ne lan" dedirtecek heybette olan değil,

daha küçük, doğrudan odamın hizasında duran.

Kardan adam.


Minik.

Camdan baktığımda sağa bakacak şekilde yapılmış. Tek başına. Üşüyor mudur? Emin değilim.

Gözü uzaklara dalar gibi duruyor. Zaten istese de başka bir yöne bakamıyor, kıpırdayamıyor. Belki de kıpırdama şansı olsa da uzaklara dalardı gözleri? Bilemeyiz.

En azından ben bilmiyorum, bilemiyorum.

-ULAN NE KADAR GÜZEL HARCANDIK YA.

-Ne kadar da ucuza satıldık.

Küçük kardan adam hala duruyor olduğu yerde. Başka bir yere de gidemez. Ama başka bir yere gidemeyecek olması, tükenmeyecek, erimeyecek olduğu anlamına da gelmez. (Gerçeği Ankara'nın iklimi kardan sonra buz tutmasını sağlıyormuş. Biliyorum)

Şarkı çalar
şarkı girer
şarkı söyler

"Beni dinlemiyor
beni dinlemiyor
iteklemiyorum ben de
susuyorum  hemen
yarım kalıyor.

Yüzüme bakmıyor, içimi bilmiyor, içime içime ata ata yalanlar midem şişiyor

Nakarat 2x

"Beni dinlemiyor
beni dinlemiyor
iteklemiyorum bende
susuyorum hemen yarım kalıyor

Hepsi  kafamDA kaFAMDA KAFAMDA biR bİR BİRikiyor
1-2'nin lafını etmem ama toplamda AĞIR GELİYOR

(Yerimden kalkıyorum, kardan adamı daha iyi anlamak adına görmem lazım)

(geldim)


Kardan adamın burnu yok, ağzı da içe çökmüş.

Belki de hiç yalan söylemediğindendir olmayışı burnunun.

Belki de her söylediğini ağzına tıktıklarından içe içe konuşmaktan içine çökmüştür ağzı.

Gözleri var, donuk.(Güneş artık çok uzakta)(Bu haliyle uzakta durmasında da fayda var beyfendi)

Kulakları yok, belki de duyduklarına tahammülü kalmadı da ilk kulakları eridi.

Göbeği var büsbüyük. Belki de bizim evdeki jelibonların çabuk bitmesinin bunda payı vardır

ve de çikolata,

Yoncamın sikke şeklinde getirdiği çikolatalarla ilgili espriyi size yapmadım mı acaba?
Hemen yapmalıyımmmmm!
(Çok mu komik Erhan? Sen sus Mamuş, hele hele Manıl, Çağatay nerde lan!)

Bu iş gerçekten çok zor Yonca.

şarkı değişerek devam eder:
Suretimiz (değil) benzer.

Yaren'in aklından geçenleri aklından geçtiği evrede yazdım sanırım:

Beni bir sen anlardın, sen de erken göçtün bu diyardan Oğuz Atay.
Şimdi ben derdimi kimlere anlatayım?


dedim,
kitabı rastgele açtım,
altı çizili yeri yazdım:

"Romantik oyunlardan vazgeçmek istemiyorsun. İyiler hep iyi, kötüler hep kötü olsun istiyorsun."

çevrilen başka bir sayfa:

"Tek başına düşünme katılığının kokusu her tarafa sinmiştir. Ağır bir günün bunaltıcı öfkelendirici yaşantısı bitince eve dönen evli ve yalnız bir erkek ne yapacağını bilmez; horgörülmelerin, aşağılanmaların intikamını alma susuzluğuyla yanarken çevresinde yatıştırıcı en küçük bir ayrıntıyla karşılaşamaz"

(Tesadüfü yapılmış bu tercihlerin tesadüf olmadığına inanacak, bunla ilgili en ufak bir kanıtı yokken bunu ölümüne savunacak insanlar, yorar)

O arada içimdekilerden başka birisi girdi söze:
Hayallerimden anlaşılmayı beklemekten ve mucize talebimden vazgeçtim, hükümsüzdür. Daha fazla ihtiyacı olan kişiye sıramı verebilirim,
eğer gelecekse
sıram
ve varsa
sıramı sıradan sayacak kadar kişi,
adam.

İçimdeki diğeri hala aynı yerde takılı:

-HARBİDEN DE ÇOK İYİ HARCANMADIK MI BE!

He canım he,
harcandık,
hem de çok ucuza,
maliyet bile çıkmadı önümüze atılan madeni paralardan
dilenci konumuna sokulmamıza mı yanmalı
yoksa payımıza düşmesine mi biçilmemiz pahasına
yok pahasına

-
-Manıl kristal kaseleri uzatır mısın canım
-Evet, Saltuk Buğra geliyor, hazırlanıyor, kalemini çıkarıyor,

Yüklen Erhan yüklen,
genç adamsın vesselam,

ve sen M*man,
şu evin önünde duran kardan adam gibi dikmeli seni evin göbeğine,
yanından geçerken fındık fıstık atmalı,
spreyle üstüne 8 çizip
Manıl'ın sol kulağına kulağına oynamalı.

- Boşuna basma tetiğe,
sıkmaya çalışma
çıkmaz ses,
son mantar
dün
kulağımın dibine patlama şeklinde bırakıldı.

Son soru:

Maydanozsuz, soğansız, bol domatesli istenen köfte ekmeğin içindeki lahana,
nerenin geyiği, tad-ı damağı acaba?
ELENDİ

Misilleme Kurşunkalem
22 OCAK 2016 0217

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder